3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun (SBK) 6. maddesinde 2008 yılında yapılan değişiklikle birlikte serbest bölgeler, “Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber; serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatında öngörülen hâller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydıyla konulduğu, ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin ve kambiyo mevzuatının uygulanması bakımından Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olduğu kabul edilen ve serbest dolaşımdaki eşyanın bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı yerlerdir” biçiminde tanımlanmıştır.
Bu çerçevede en yalın şekli ile serbest bölgeler, bir ülkenin siyasi sınırları içinde yer almakla birlikte gümrük sınırları içinde yer almayan bölgeler olarak ifade edilebilir.
Serbest bölge kavramı ülkeler nezdinde bazen gümrük bazen de dış ticaret rejiminin bir parçası olarak ele alınmaktadır. Bu farklılığın sebebi hiç şüphesiz ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin birbiriyle aynı olmamasıdır. Gelişmekte olan ülkelerde serbest bölgeler daha ziyade üretim amaçlı faaliyet gösterirken gelişmiş ülkelerdeki serbest bölgeler ise ticaret ağırlıklı faaliyet göstermektedirler.
Bugün itibariye Türkiye’de faaliyet gösteren 21 adet serbest bölge bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu kararı ile yer ve sınırları tespit edilen İstanbul Kıyı Bankacılığı, Zonguldak-Filyos, İpek Yolu Vadisi serbest bölgelerinin kuruluş ve faaliyete başlama çalışmaları ise devam etmektedir.
Gelişmekte olan ülkelerin en önemli ekonomik ve sosyal sorunlarından birisi olarak kabul edilen işsizliğe karşı etkili bir çözüm yolu olarak başvurulan serbest bölgeler, bu bölgelere yapılacak yatırımlar vasıtasıyla işgücü talebini artırmakta dolayısıyla işsizliği azaltarak işgücü piyasasında doğrudan bir istihdam etkisi yaratmaktadır. Bunun yanı sıra serbest bölgelerin bulunduğu çevrede ticari faaliyetler daha fazla yoğunlaşacağı için serbest bölgelerin ülke üzerinde yarattıkları dolaylı bir istidam etkisinden de bahsedilmektir.
Yabancıların Serbest Bölgelerde Çalışma Hakkı
Çalışma hakkı kişilere, kendilerini ifade edebilmeleri; toplum hayatı içindeki sosyal ve ekonomik menfaatlerine dayalı faaliyetlerini sürdürebilmeleri için tanınmış bir pozitif statü hakkıdır.
Türk hukukunda bir temel hak olarak kabul edilmesi sebebiyle çalışma hakkı eşitlik ilkesi dairesinde evvela Anayasa ile teminat altına alınarak “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre Anayasa’nın 48.maddesi uyarınca “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir”. Anayasa’nın 49. maddesi uyarınca “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir”. Buna karşılık yine Anayasa’nın 16.maddesi uyarınca “Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir”.
Türk yabancılar hukukunda kamu güvenliği, kamu sağlığı, kamu düzeni gibi sebeplerle yabancıların çalışma hakkına getirilebilecek kısıtlamalar, ülkemizde serbest bölge olarak ilân edilen yerlerde geçerli değildir. Diğer bir ifade ile yabancıların serbest bölgelerde çalışma hakkı, yabancılar hukuku sistemimizin genel olarak öngördüğü kısıtlama düzeninin dışında ele alınmaktadır. Bu bakımdan yabancıların ülkeye giriş, ülkede bulunma ve çalışma haklarını düzenleyen kimi kanunların serbest bölgelerde uygulanmayacağı ifade edilmiştir (SBK m.12). Bu esasın amacı, Serbest Bölgeler Kanunu’nun gerekçesinde serbest bölgelerin ihtiva ettikleri özellikli durum dolayısıyla ilgili işlemlerin olabildiğince hızlı yürütülmesi, tek bir merkezden koordine edilmesi ve başvuru mercilerinin sayısının azaltılması biçiminde belirtilmiştir.
Ancak, serbest bölgelerde çalıştırılma ihtiyacı duyulan yabancılar için serbest bölgeleri düzenleyen mevzuat hükümlerinde çalışma belgesinden bahsedilmektedir. Buna göre “Kullanıcılar, bölgede çalıştırma ihtiyacı duydukları yabancı yönetici ve nitelikli personel için Yabancı Personel Çalışma Belgesi almak zorundadır”.








