RUS KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KANUNU HAKKINDA BİR İNCELEME: RUSYA’DA KİŞİSEL VERİLER NASIL KORUNMAKTADIR?

Rusya’da 152-FZ sayılı Kişisel Veriler Hakkında Federal Kanun 27 Temmuz 2006’da kabul edilmiştir. Kişisel veriler alanındaki yasal hükümler, Rusya Federasyonu Federal Mevzuatı ile (27 Temmuz 2006 tarihli 152-FZ “Kişisel Veriler Hakkında Federal Kanun”), Rusya Federasyonu İş Kanunu (Bölüm 14) ve Rusya Federasyonu Medeni Kanunu’nunda düzenlenmiştir.

            Rusya’da kişisel verilerin korunması; Rusya Federasyonu vatandaşlarının kişisel verilerinin işlenmesi, depolanması ve aktarılması ile ilgili Rusya Federasyonu mevzuatının gerekliliklerini yerine getirmeyi mümkün kılan bir dizi kompleks önlemden oluşmaktadır. Kişisel verilerin korunması kanununun gerekliliklerine göre, operatör (işletmeci), kişisel verilerin işlenmesine ve bu kişisel verilerin işlendiği bilgi sistemlerine ilişkin bir dizi kurumsal ve teknik önlemi almakla ve uygulamakla yükümlüdür.

Rus hukukunda kişisel veriler doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanmış veya tanımlanabilir bir gerçek kişiye (kişisel verilerin konusu) ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder.

Operatör (veri işletmeci) – kişisel verilerin işlenmesini organize eden ve (veya) gerçekleştiren ve ayrıca kişisel verilerin işlenme amaçlarını, kişisel verilerle gerçekleştirilen eylemleri (işlemler), kişisel verilerin bileşimini belirleyen, diğer kişilerle ortaklaşa veya bağımsız olarak çalışan bir devlet organı, belediye organı, tüzel kişi veya birey olarak tanımlanmıştır.

KİŞİSEL VERİLER KANUNUNUN ANA HÜKÜMLERİ

-Kişisel verilerin işlenmesi, kişisel verilerin işlenmesinin belirlenmiş amaçlarına tam olarak uygun olarak, yasal ve adil bir temelde gerçekleştirilmelidir.

-Kişisel verilerin üçüncü taraflara ifşa edilmesi veya bu tür verilerin uygun bir temel (kişisel veri sahibinin rızası veya federal yasaların gereklilikleri) olmadan yayılması kabul edilemez niteliktedir.

-Bazı durumlarda, kişisel verilerin işlenmesi yalnızca kişisel verilerin sabibinin rızası ile gerçekleştirilebilir.

-Kişisel verileri işleyen bilgi sistemleri, kişisel verilere ilişkin mevzuatın gereklerine uygun haraket etmelidir.

-Kişisel verilerin sahibi, kendi haklarını ve  menfaatlerini koruma hakkına sahiptir. Operatörün eylemlerine veya eylemsizliğine ( ihmaline) karşın haklarının korunması için yetkili olan devlet organlarına veya mahkemeye başvurarak maddi  ve (veya) manevi zararın tazminini de talep etme hakkı dahil olmak üzere diğer haklarını  ve meşru menfaatlerini de koruma ve korunmasını talep hakkına sahiptir.

-Operatör(işletmeci), kişisel verilerin sahibinin haklarının korunması için yetkili organa kişisel verilerin işlenmesi hakkında bir bildirim göndermekle yükümlüdür. Bu organ, Federal İletişim, Bilgi Teknolojisi ve Kitle İletişim Denetleme Servisidir (daha çok Roskomnadzor olarak bilinir uygulamada);

-Kanun gerekliliklerinin ihlali, hukuki, cezai, idari ve disiplin sorumluluğu doğurmaktadır.

KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINI SAĞLAMAK İÇİN KOMPLEKS ÖNLEMLER

Kişisel verileri korumaya yönelik kurumsal önlemler şunları içerir:

-Kişisel verilerin işlenmesini organize etmekten ve güvenliğini sağlamaktan sorumlu kişilerin belirlenmesi;

-Kişisel verilerin alınması, işlenmesi, saklanması, aktarılması ve korunmasına ilişkin tüm süreci düzenleyen organizasyonel ve idari belgelerin geliştirilmesi ve düzenlenmesi;

-Kuruluşun ticari sürecine değişikliklerin dahil edilmesi , kişisel verileri işleyen kullanıcıları düzenleyici belgelerin hükümleriyle tanıştırılması;

-Aracılar ve kişisel verilerin aktarıldığı veya işlenmesinin emanet edildiği üçüncü taraflarla ek anlaşmaların yapılması;

-Kişisel verilerin korunmasına yönelik tedbirler listesinin belirlenmesi ve bu tedbirlerin uygulanması;

Kişisel verilerin işlenmesi ve korunmasının yasal gerekliliklere uygunluğu konusunda iç kontrolün her daim uygulanması.

Kişisel verileri korumaya yönelik teknik önlemler, yazılım ve donanımlı bilgi koruma cihazların vasıtasıyla yapılmalıdır. Kişisel verileri otomasyon araçları kullanarak işlerken, teknik koruma önlemlerinin kullanılması bir ön koşuldur ve bunların sayısı ve koruma derecesi, kişisel veri sisteminin koruma düzeyine göre belirlenir.

KİŞİSEL VERİ BİLGİ SİSTEMLERİ İÇİN GEREKLİLİKLER

Kişisel veri bilgi sistemlerinin güvenlik seviyesinin belirlenmesi, işlenen kişisel verilerin hacmine, kategorisine ve ayrıca  01.11.2012 yılından itibaren 1119 sayılı Hükümet Kararnamesine göre gerçekleştirilir ve kişisel veri bilgi sistemleri bilgi sistemlerine göre mevcut tehditlerin türüne bağlı olarak operatörler tarafından bağımsız olarak gerçekleştirilir.

Bu Kanun Hükmünde Kararname ayrıca, kişisel verilerin güvenlik seviyelerine uygun olarak bilgi sistemlerinde işlenmesi sırasında güvenliğinin sağlanmasına ilişkin gereklilikleri de tanımlamaktadır.

Ek olarak, kişisel verilerin korunması için ayrıntılı gereksinimler de belirlenmiştir, özellikle:

18 Şubat 2013 tarihli FSTEC( Rusya Teknik ve İhracat Kontrolü Federal Servisi) No. 21’in emriyle;

18 Ağustos 2014 tarih ve 378 sayılı FSB (Federal Güvenlik Hizmetinin Emri) (kişisel verileri korumak zarureti halinde koruma araçlarının kullanılması gerekiyorsa  bilgiyi  şifreleme (kriptografik)).

Ayrıca, 21 Temmuz 2014 tarihli 242-FZ sayılı Federal Kanun ve 31 Aralık tarihli 526-FZ sayılı Federal Kanun ile değiştirilen 152-FZ sayılı “Kişisel Veriler Hakkında” Federal Kanunun yeni versiyonunun gerekliliklerine uygun olarak , 2014, Rusya Federasyonu vatandaşlarının kişisel verilerinin kayıt, sistematizasyon, biriktirme, depolama, açıklama (güncelleme, değiştirme), çıkarma işlemlerinin gerçekleştirildiği bilgi sistemleri veritabanları Rusya Federasyonu topraklarında bulunmalıdır.

Kontrol

Mevzuatın uygulanması üzerindeki kontrol sağlama mekanizması aşağıdaki organlara verilmiştir:

Kişisel verilerin konularının haklarının korunması için yetkili organ (Roskomnadzor), kişisel veriler alanındaki ana denetim organıdır;

FSB(Federal Güvenlik Hizmeti), şifreleme araçlarının kullanımı açısından ana denetim otoriter organıdır;

FSTEC,( Rusya Teknik ve İhracat Kontrolü Federal Servisi) teknik bilgi koruma araçlarının kullanımı açısından denetim makamıdır.

Kişisel verilerin  korunması bakımından yetkili olan  organ, kişisel verilerin işlenmesinin Rusya Federasyonu mevzuatının gerekliliklerine uygunluğunu kontrol etmek (denetlemek) için hem planlı hem de plansız denetimler yapar ve önlemler alır.

                                                                                                          Stj. Av. Rashid Mirzayev

BÜLTEN: TÜKETİCİ HAKEM HEYETLERİ YÖNETMELİĞİ HAKKINDA DEĞİŞİKLİKLER

21.09.2022 tarih ve 31960 sayılı Resmi Gazete’ de, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 72.nci ve 84.üncü maddelerine dayanılarak Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği hazırlanmıştır. Bilindiği üzere; tüketici hakem heyetleri, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin başvuruları karara bağlamakla görevlidir

Yönetmelik ile birlikte tüketici hakem heyetlerinin kurulması ve çalışmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır

Yönetmelik ile Getirilen Hususlar Nelerdir?

Tarafların 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değer ve üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.

Başvurunun, tek bir uyuşmazlıkla ilgili olması ve uyuşmazlık konusunun yukarıda belirtilen parasal sınırı aşması halinde, sınırı aşan kısımdan feragat edilerek tüketici hakem heyetine başvuru yapılabilir. Parasal sınırı aşan kısım için tekrar tüketici hakem heyetine başvuru yapılamaz.

Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir.

Başvuru yapılabilecek ilçede tüketici hakem heyetinin kurulmamış olması halinde, başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir.

Tüketici Hakem Heyetine Başvurular Nasıl Yapılır?

Tüketici hakem heyetine yapılan başvurular şahsen veya avukat aracılığıyla; elden, posta yoluyla veya elektronik ortamda e-Devlet kapısı üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi ile yapılır.

Başvuruda, başvuru sahibinin; adı, soyadı veya unvanı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için T.C. kimlik numarası, diğer ülke vatandaşları için pasaport numarası ya da yabancı kimlik numarası, başvuru sahibinin tüketici olmaması durumunda ise vergi kimlik numarası, adresi ve varsa diğer iletişim bilgileri ile varsa vekilinin adı, soyadı, vergi kimlik numarası ile adresi, uyuşmazlık konusu, talebi ve Türk Lirası cinsinden uyuşmazlık değeri ile şikayet edilene ilişkin bilgilere yer verilmesi zorunludur. Uyuşmazlık değerinin döviz cinsinden olması durumunda, söz konusu değer başvuru tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının belirlediği efektif döviz satış kuru esas alınarak Türk Lirasına çevrilir.

Elektronik ortamda e-Devlet kapısı üzerinden yapılan başvuruların Tüketici Bilgi Sistemi ile yapılması zorunludur. Bu başvuruların geçerli olabilmesi için uyuşmazlıkla ilgili başvuru formunun eksiksiz olarak doldurulması, varsa bilgi ve belgelerin Tüketici Bilgi Sistemine yüklenmiş olması gerekir.

Başvuruda bulunması gereken zorunlu bilgilerde eksiklik ya da tutarsızlık bulunması durumunda, tüketici hakem heyeti başkanı tarafından yazılı olarak yedi gün süre verilmek suretiyle başvuru sahibinden ek bilgi veya belge istenir.

Konusu, sebebi ve tarafları aynı olan uyuşmazlık ile ilgili olarak birden çok tüketici hakem heyetine veya aynı tüketici hakem heyetine birden fazla başvuruda bulunulamaz.

Bir uyuşmazlığa ilişkin olarak tüketici hakem heyetince verilen kararın kesinleşmesinin ardından; konusu, sebebi ve tarafları kesinleşen kararla aynı olan yeni bir başvuru yapılamaz. Aksi takdirde tüketici hakem heyeti kendiliğinden ya da taraflardan birinin itirazı üzerine her zaman kesinleşen karar ile kesin hükmü dikkate alır.

Tüketici Hakem Heyeti Kararlarının Niteliği ve Sonuçları Nelerdir?

Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık ile ilgili karar verirken tarafların talebiyle bağlıdır. Ancak başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda, başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi halinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya azına karar verilebilir. (Ancak herhalde 30.000 TL sınırını aşmamalıdır.)

Tüketici hakem heyeti kararı tarafları bağlar.

Tüketici hakem heyeti kararı yalnızca verildiği uyuşmazlık için hüküm ifade eder.

Tüketici hakem heyetine yapılan başvurular, başvuru tarih ve sırasına göre en geç altı ay içinde görüşülür ve karara bağlanır. Yapılan başvurunun niteliği dikkate alınarak, karar süresi en fazla üç ay daha uzatılabilir.

Tüketici hakem heyeti kararları, İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.

Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde, ilk başvuruda yer alan taleplerle ilgili karar verilmeyen hususlarda, kararın tamamlanmasını isteyebilir.

Uyuşmazlıkla ilgili olarak tüketici hakem heyeti tarafından tüketici aleyhine karar verilmesi halinde tebligat ve bilirkişi ücretleri Bakanlıkça karşılanır.

Uyuşmazlığın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi durumunda, tebligat ve bilirkişi ücretleri kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın tüketici olması halinde tebligat ve bilirkişi ücretleri Bakanlıkça karşılanır.

Tüketici Hakem Heyeti Kararlarına İtiraz Süresi Nedir ve Sonuçları Nelerdir?

Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.

Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.

Tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı açılan itiraz davalarında, kararın iptali durumunda mahkemece tüketici aleyhine, avukatlık asgari ücret tarifesine göre nispi tarife üzerinden vekâlet ücretine hükmedilir. 

Mevcut olduğu halde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali halinde tüketici aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilemez.

Bu Yönetmeliğin; “başvuruda bulunması gereken zorunlu bilgilerde eksiklik ya da tutarsızlık bulunması durumunda, tüketici hakem heyeti başkanı tarafından yazılı olarak yedi gün süre verilmek suretiyle başvuru sahibinden ek bilgi veya belge istenir.” hükmü ile “Kararın Tamamlanması” başlıklı 26.ncı maddesi 1/1/2023 tarihinde, diğer hükümleri ise 01.10.2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Stj. Av. Merve Alveroğlu

BÜLTEN: ANAYASA MAHKEMESİNİN 08.09.2022 TARİHLİ VE E: 2022/54, K: 2022/99 SAYILI KARARI HAKKINDA

20.09.2022 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 08.09.2022 tarihli Anayasa Mahkemesi Kararında, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54.maddesinin a bendi ile aynı kanunun 65.maddesinin a fıkrasının 9 numaralı bendinde yer alan “…ile öğrencilerin” ibaresinin Anayasanın 2. 7. ve 42. Maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptallerine karar verilmesini talep etmiştir.

            Davacı hakkında verilen “yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasının” iptali istemi ile açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

            Başvuru kararında ilgili YÖK mevzuatında yer alan 54. maddenin a bendinde, itiraz konusu kuralda disiplin cezasını gerektiren eylemlerin soyut bir biçimde açıklandığı ve hangi eyleme hangi cezanın uygulanacağı hususunun açıkça belirtilmemesinin Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Bilindiği üzere; Anayasamızda düzenlenen temel hak ve özgürlükler ancak Anayasa madde 13 hükmüne istinaden kanunla sınırlanabilir. Ancak bu sınırlama kavramı sınırsız bir yetki olarak düşünülmeyip Anayasamızın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı düşmemelidir. Bu halde eğitim ve öğretim hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp aynı zamanda  kuralların keyfi uygulanabilirliğine izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir niteliklerde olması gerekmektedir. Bahse konu kural ise açıklanan hususlardan uzak, bireylerin hangi somut duruma hangi somut cezanın uygulanabileceğini öngörmesine engel olacak şekilde belirsizdir.

            Açıklanan sebeplerle kural Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı bulanarak iptaline karar verilmiştir.

            Başvuru kararında dile getirilen diğer bir husus ise; ilgili mevzuatta yer alan 65. maddenin a fıkrasının 9. bendinde yer alan “…ile öğrencileri” ifadesi ile öğrenciler için öngörülen disiplin suç ve cezalarının kanunla düzenlenmesi gerekirken bu yetkinin yönetmelik çıkarmak suretiyle idareye verildiği hakkındadır. Bilindiği gibi; kanun koyma yetkisi TBMM’ye aittir. Bu yetki, Anayasa’nın 99. ve 129. maddelerinde yer alan istisnalar saklı kalmak kaydı,  ile devredilemez. Türevsel nitelikte olan düzenleyici işlemleri bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir.

Bu sebeple temel ilkeleri belirli olmadan ve çerçevesi çizilmeden, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun hükmü ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı düzenleme yetkisinin yürütmeye bırakılması Anayasanın 2. ve 7. maddelerine aykırılık oluşturmaktadır.

Anılı ilgili mevzuatın 54. maddesinin a bendi 65. maddenin a fıkrasının 9. bendinde yer alan “…ile öğrencilerin”, “disiplin işlemleri” ve “…ile ilgili hususlar” ibarelerinin iptal edilmesi kararları, kanun boşluğu doğmasının önüne geçilebilmesi amacıyla yayımlanma tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe geçecektir.

Stj. Av. Merve Alveroğlu

BÜLTEN: SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

20 Eylül 2022 tarihli ve 31959 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan vılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yapılan değişiklikler hukuki anlamda önemli sonuçlar meydana getirmektedir. Bilindiği üzere yönetmeliğin asıl amacı; yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin edilen sıvılaştırılmış petrol gazlarının (LPG) güvenli, ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için gerçek ve tüzel kişilere verilecek lisanslara ve kayıt düzenlerine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir. İlişkinin sağlıklı yürütülebilmesi amacı ile akaryakıt istasyon işletmeleri ile akaryakıt dağıtım şirketleri bayilik sözleşmesi imzalanır ve bu bağlamda istasyon işletmeleri ürünleri dağıtım şirketlerinden satın almaktadırlar.

Buna istinaden yönetmeliğin daha anlaşılır hale gelmesi amacıyla bazı terimler yönetmelik içerisinde tanımlanmıştır. Bu tanımlara ek olarak bugün yapılan değişiklik ile beraber bazı yeni terimler ve tanımları yönetmeliğe eklenmiştir. Buna göre; yönetmeliğin 4.üncü maddesinin birinci fıkrasına “Lisans” tanımından sonra gelmek üzere aşağıdaki “LPG otogaz bayilik sözleşme beyanı” tanımı ve “Tesis” tanımından sonra gelmek üzere aşağıdaki “Tip sözleşme” tanımı eklenmiştir.

LPG otogaz bayilik sözleşme beyanı: Otogaz bayi ile dağıtıcısı arasında imzalanan LPG otogaz bayilik sözleşmesinin ilgili dağıtıcı lisansı sahibince daha önce Kuruma ibraz edilen tip sözleşme örneğinin aynısı olduğunu belirten ve sözleşmeye ilişkin temel bilgilerin (Tesis adresi, sözleşme başlangıç tarihi, sözleşme bitiş tarihi ve ilgili taraflara ilişkin bilgiler) yer aldığı ve tarafların yetkililerince imzalanan sözleşme beyanını,

Tip sözleşme: Lisans sahiplerinin esas faaliyetlerine ilişkin sözleşme örneklerini, ifade eder.

Nitekim eklenen yeni terimler; aynı yönetmeliğin 7.maddesinin b bendinde yapılan değişiklik ile; LPG Otogaz Bayilik Lisansı için; dağıtıcılarla yapılmış LPG otogaz bayilik sözleşme beyanının ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatının bulunması zorunludur. ve yine 18. maddeye eklenen yeni fıkra ile;  Kanuna göre faaliyette bulunanlar esas faaliyetlerine ilişkin tip sözleşme örneklerini ve bunlarda yapılacak değişiklikleri yürürlüğe koymadan önce Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.” şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Stj. Av. Merve Alveroğlu

SEYHAN HUKUK BÜROSU İRANLI AKADEMİSYEN-AVUKAT BAHARAK SHAHED İLE İŞBİRLİĞİ TOPLANTISI YAPTI

Seyhan Hukuk Bürosu avukatları ile İranlı akademisyen ve Tebriz Barosu avukatlarından Baharak Shahed arasında işbirliği geliştirilmesi amacıyla online bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Seyhan Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Bülent SEYHAN, Seyhan Hukuk Bürosu Ortağı Av. Mustafa KORKMAZ ve Stj. Av. Haldun BARIŞ ile Ph.D. Av. Baharak SHAHED katıldı.

Toplantıda Seyhan Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Bülent SEYHAN, Türkiye-İran arasındaki ilişkileri önemsediklerini ve yaşanan hukuki problemlerin çözümü noktasında aktif rol almayı istediklerini kaydetti. Halihazırda Seyhan Hukuk’un İranlı yatırımcıların Türkiye’deki hukuk güvenliği noktasında, önleyici hukuk anlayışıyla oldukça başarılı hamleler yaptığını vurgulayan Av. Bülent SEYHAN; yaşanan çeşitli problemlerin de yargı aracılığıyla çözüldüğünü belirtti ve bu noktada da etkin rol oynadıklarını vurguladı. Özellikle İranlı müvekkillere daha iyi hizmet verebilmek noktasında İran’da işbirliği yapacakları güvenilir ve iyi hukukçulara ihtiyaçları olduğunu belirtti.

Toplantıda Seyhan Hukuk Bürosu Ortaklarından Av. Mustafa KORKMAZ ise İran-Türkiye ticaretinin her geçen gün geliştiğini ve durumdan memnun olduklarını dile getirdi. Bu ticari ilişkiler sırasında sözleşmelerin tanziminden tutun da gümrük kapılarındaki işlemlere kadar pek çok sürecin yakından takipçileri olduğunu ve hızlı bir biçimde çözüme ulaştırdıklarını vurguladı. Şu aşamada İran’da işbirliği yapabilecekleri güvenilir bir hukukçunun işlerin daha hızlı çözüme ulaşmasına ciddi katkı sağlayacağının altını çizdi.

Toplantıda Urmiye Üniversitesi akademisyenlerinden ve Tebriz Barosu Avukatlarından Baharak SHAHED ise yaptığı çalışmalardan bahsetti. Türkiye ve İran’da çalışmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen SHAHED, yapılacak işbirliğinin hem Türk hem İranlı vatandaşlara ciddi katkılar sağlayacağını belirtti. SHAHED özellikle İran’dan Türkiye’ye yatırım yapan kişilerin Türkiye’de iyi ve güvenilir hukukçulara ihtiyaç duyduğunu belirterek bu noktada yapılacak bir işbirliğinin önemini vurguladı.

Seyhan Hukuk Bürosu ile Baharak Shahed arasındaki işbirliğinin iki ülke vatandaşlarına hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Seyhan Hukuk Bürosu

Borsazedelerin Yolu Uzun

Bu yazı 1998 yılında Platin Dergisi’nde yayınlanmıştır.

Av. Bülent SEYHAN

Öncelikle aracı kurumun iflası istenecek inceleme sonucu aracı kurumun iflasına karar verilirse aracı kurumun malvarlığı incelenecek, aracı kurumun malvarlığı borcu ödemeye yetmez ise söz konusu fona müracaat edilecek ve ödemeler yapılacak. Bu süreç oldukça uzun bir süreçtir. Hele çok sayıda kişinin davacını olduğu toplu davalarda mahkeme süreci oldukça uzundur. Her mağdur için ayrı ayrı incelenecek ve bunun neticesinde ödeme yapılacaktır. 

 (Devamı Platin Dergisi 32. Sayıda…)

Seyhan Hukuk Sponsorluğunda ELSA Ankara prof. dr. Ejder Yılmaz II. Kurgusal Duruşma Yarışması

Geçtiğimiz aylarda ELSA Ankara öğrenci ve genç avukatlar topluluğu ile beraber başlayan ortak etkinlikler ve işbirliği devam ediyor. Bu kapsamda hukuk öğrencilerine lisans eğitimleri içerisinde edindikleri teorik bilgileri pratik hayatta kullanabilmesi amacıyla Kurgusal Duruşma Yarışması düzenlenecektir. Söz konusu ödüllü yarışma katılımcılara yazılı aşaması ile dilekçe yazma becerisini aşılamayı, sözlü kısmıyla ise argümantasyon ve savunma yapamayı öğretmeyi amaçlamaktadır. Yarışma değerli Prof. Dr. Ejder Yılmaz‘ın da katılımıyla gerçekleşecektir. Seyhan Hukuk Bürosu genç hukukçulara desteklerini sağlıyor ve 7-8 Nisan 2018 tarihlerinde gerçekleşecek olan sözlü aşamada başarılar diliyor.

ELSA ile ilgili bir paylaşım daha.

UKRAYNA İLE KOMBİN TAŞIMACILIK ANLAŞMASI ONAYLANDI

UKRAYNA İLE KOMBİN TAŞIMACILIK ANLAŞMASI ONAYLANDI

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Kombin Yük Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” 11.11.2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Uluslararası hukuka göre iki veya daha fazla devlet arasındaki bir anlaşmanın taraflar için bağlayıcı olması için bu anlaşmanın meclis tarafından onaylanması ve bu anlaşmanın o devlet için artık geçerli olduğuna dair kanun çıkarması gereklidir. Buna göre yukarıda adı belirtilen anlaşma artık Türkiye için bağlayıcı olmuştur ve Türkiye’nin işbu anlaşmaya aykırı hareketlerde bulunması uluslararası alanda yaptırımlarla karşılaşacağı anlamına gelmektedir.

Söz konusu anlaşma Ukrayna ile Türkiye arasındaki ithalat, ihracat ve transit ticareti düzenler niteliktedir. Anlaşma 8 Bölüm ve 22 maddeden oluşmakta, Türkiye ile Ukrayna arasındaki demir yolları, feribot tesislerinin ve gemilerin kullanım prensiplerini, yük göndericilerinin ve alıcılarının, gemi sahiplerinin sorumluluklarını ve ortak ilişkilerini düzenliyor. Anlaşmadan Türk ve Ukraynalı gemi sahipleri de yararlanacaktır.

Kombin taşımacılık Ukrayna.

GAZPROM “TÜRK AKIMI”NIN İLK HATTININ İNŞAASINI TAMAMLADI

GAZPROM “TÜRK AKIMI”NIN İLK HATTININ İNŞAATINI TAMAMLADI

2014 yılında Rusya Devlet Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı iki ülke arasındaki ekonomik birliği sağlayacak doğal gaz projesini dile getirdi ve icrasına 2015 Mayıs ayında başlandı. İsmi Türk Akımı Açık Deniz Doğalgaz Boru Hattı olan proje iki aşamadan oluşacaktır – ilki Rusya’dan Türkiye’ye döşenecek olan hat ve ikincisi Türkiye’den Avrupalı müşterilere ulaşacak olan hat.

Peki, Gazprom ‘un bu projesinin önemi nedir?

Sovyetler Birliğinden 1991 yılında ayrılan Ukrayna Avrupa ve Asya arasında kilit bir noktada yer alan gelişmekte olan ve yeni doğmuş bir ülke haline geldi. Bağımsızlığıyla beraber yeni bir politik rejime geçti ve diğer eski Sovyet Bloğu ülkeleri gibi Rusya ile sıkı ilişkiler içerisindeydi.  Bu doğrultuda Rusya’nın doğal gaz ihracatı Ukrayna üzerinden gerçekleşecek şekilde Avrupa’ya ulaşmaktaydı. Doğal gaz fiyatı üzerinde anlaşamayınca 2009 yılında Ukrayna ve Rusya arasında doğal gaz krizi yaşandı ve Türkiye ile bu noktada işbirliği gündeme geldi.GAZPROM ''TÜRK AKIMI''

GAZPROM

Günümüzde projenin ilk adımı olan Rus topraklarındaki borular döşenmiş durumda. 4 Kasım 2017 tarihinde Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesine giriş yapıldı ve Gazprom Yönetim Kurulu başkanı Aleksey Miller “Türk Akımı sayesinde doğalgaz Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya akacak. Bu da Türkiye’nin bölgesel enerji arenasındaki stratejik öneminin çok ciddi oranda artması anlamına gelecek. 2018 başlarında Türkiye’de inşaata başlayabilmeyi bekliyoruz. Hedefimiz 2019 sonunda doğalgaz akışının başlaması” açıklamasını yaptı.

Bu proje nasıl hayata geçecek? Karadeniz’in altından geçerek Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak olan bu proje Rusya’dan Türkiye’ye yılda 15.75 milyar metreküp doğalgaz taşıyacak.

19 milyar dolara mal olan bu projeye Avrupa’dan onay geldi.

Macaristan Dış İşleri bakanı Peter Szijjarto’nun yaptığı açıklamada Macaristan’ın Türk Akımı üzerinden 2019 yılının sonuna doğru gaz temin etmeye başlayacağını belirtti. Szijjarto “Bu proje Macaristan’ın enerji kaynakları ihtiyacının taahhüdünü oluşturacaktır. Bu nedenle bu işbirliğinin bir an önce hayata geçmesi bizim stratejik menfaatlerimizin arasında yer almaktadır.” şeklinde konuştu.

Rusya’nın ekonomisi son yıllarda aleyhinde güdülen mali politikalar nedeniyle etkilenmiş bulunmaktadır ve ruble kuru değer kaybetmiştir. Değişen ABD Başkanının yeni Sekretaryası parlamentodan Rusya hedefli mali yaptırımları ağırlaştıran yasa projesini geçirmeye istekli görünüyor. Öte yandan bu yaptırımların ekonomi dünyasına vereceği zararlardan ötürü endişelerini dile getiren Exxon ve Chevron gibi enerji şirketleri bu yasa tasarısını frenlemiştir. Bu gelişmelerle beraber Gazprom Türkiye’ye kadar uzanacak olan hat çalışmalarını hızlandırarak Beyaz Saray’daki kararsızlıktan istifade etmiştir.

Bütün bunlarla beraber belirtmek gerekir ki Türk Akımı Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayacak tek proje değildir. Slovakya ve Avusturya üzerinden gaz temin edecek Kuzey-2 Akımı projesi de başlangıç aşamasındadır. Yine de bu ekonomik birliğinden Türkiye mali ve siyasi açıdan her şekilde karlı çıkacaktır.