SEYHAN HUKUK BÜROSU İRANLI AKADEMİSYEN-AVUKAT BAHARAK SHAHED İLE İŞBİRLİĞİ TOPLANTISI YAPTI

Seyhan Hukuk Bürosu avukatları ile İranlı akademisyen ve Tebriz Barosu avukatlarından Baharak Shahed arasında işbirliği geliştirilmesi amacıyla online bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Seyhan Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Bülent SEYHAN, Seyhan Hukuk Bürosu Ortağı Av. Mustafa KORKMAZ ve Stj. Av. Haldun BARIŞ ile Ph.D. Av. Baharak SHAHED katıldı.

Toplantıda Seyhan Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Bülent SEYHAN, Türkiye-İran arasındaki ilişkileri önemsediklerini ve yaşanan hukuki problemlerin çözümü noktasında aktif rol almayı istediklerini kaydetti. Halihazırda Seyhan Hukuk’un İranlı yatırımcıların Türkiye’deki hukuk güvenliği noktasında, önleyici hukuk anlayışıyla oldukça başarılı hamleler yaptığını vurgulayan Av. Bülent SEYHAN; yaşanan çeşitli problemlerin de yargı aracılığıyla çözüldüğünü belirtti ve bu noktada da etkin rol oynadıklarını vurguladı. Özellikle İranlı müvekkillere daha iyi hizmet verebilmek noktasında İran’da işbirliği yapacakları güvenilir ve iyi hukukçulara ihtiyaçları olduğunu belirtti.

Toplantıda Seyhan Hukuk Bürosu Ortaklarından Av. Mustafa KORKMAZ ise İran-Türkiye ticaretinin her geçen gün geliştiğini ve durumdan memnun olduklarını dile getirdi. Bu ticari ilişkiler sırasında sözleşmelerin tanziminden tutun da gümrük kapılarındaki işlemlere kadar pek çok sürecin yakından takipçileri olduğunu ve hızlı bir biçimde çözüme ulaştırdıklarını vurguladı. Şu aşamada İran’da işbirliği yapabilecekleri güvenilir bir hukukçunun işlerin daha hızlı çözüme ulaşmasına ciddi katkı sağlayacağının altını çizdi.

Toplantıda Urmiye Üniversitesi akademisyenlerinden ve Tebriz Barosu Avukatlarından Baharak SHAHED ise yaptığı çalışmalardan bahsetti. Türkiye ve İran’da çalışmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen SHAHED, yapılacak işbirliğinin hem Türk hem İranlı vatandaşlara ciddi katkılar sağlayacağını belirtti. SHAHED özellikle İran’dan Türkiye’ye yatırım yapan kişilerin Türkiye’de iyi ve güvenilir hukukçulara ihtiyaç duyduğunu belirterek bu noktada yapılacak bir işbirliğinin önemini vurguladı.

Seyhan Hukuk Bürosu ile Baharak Shahed arasındaki işbirliğinin iki ülke vatandaşlarına hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Seyhan Hukuk Bürosu

Borsazedelerin Yolu Uzun

Bu yazı 1998 yılında Platin Dergisi’nde yayınlanmıştır.

Av. Bülent SEYHAN

Öncelikle aracı kurumun iflası istenecek inceleme sonucu aracı kurumun iflasına karar verilirse aracı kurumun malvarlığı incelenecek, aracı kurumun malvarlığı borcu ödemeye yetmez ise söz konusu fona müracaat edilecek ve ödemeler yapılacak. Bu süreç oldukça uzun bir süreçtir. Hele çok sayıda kişinin davacını olduğu toplu davalarda mahkeme süreci oldukça uzundur. Her mağdur için ayrı ayrı incelenecek ve bunun neticesinde ödeme yapılacaktır. 

 (Devamı Platin Dergisi 32. Sayıda…)

Seyhan Hukuk Sponsorluğunda ELSA Ankara prof. dr. Ejder Yılmaz II. Kurgusal Duruşma Yarışması

Geçtiğimiz aylarda ELSA Ankara öğrenci ve genç avukatlar topluluğu ile beraber başlayan ortak etkinlikler ve işbirliği devam ediyor. Bu kapsamda hukuk öğrencilerine lisans eğitimleri içerisinde edindikleri teorik bilgileri pratik hayatta kullanabilmesi amacıyla Kurgusal Duruşma Yarışması düzenlenecektir. Söz konusu ödüllü yarışma katılımcılara yazılı aşaması ile dilekçe yazma becerisini aşılamayı, sözlü kısmıyla ise argümantasyon ve savunma yapamayı öğretmeyi amaçlamaktadır. Yarışma değerli Prof. Dr. Ejder Yılmaz‘ın da katılımıyla gerçekleşecektir. Seyhan Hukuk Bürosu genç hukukçulara desteklerini sağlıyor ve 7-8 Nisan 2018 tarihlerinde gerçekleşecek olan sözlü aşamada başarılar diliyor.

ELSA ile ilgili bir paylaşım daha.

UKRAYNA İLE KOMBİN TAŞIMACILIK ANLAŞMASI ONAYLANDI

UKRAYNA İLE KOMBİN TAŞIMACILIK ANLAŞMASI ONAYLANDI

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Kombin Yük Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” 11.11.2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Uluslararası hukuka göre iki veya daha fazla devlet arasındaki bir anlaşmanın taraflar için bağlayıcı olması için bu anlaşmanın meclis tarafından onaylanması ve bu anlaşmanın o devlet için artık geçerli olduğuna dair kanun çıkarması gereklidir. Buna göre yukarıda adı belirtilen anlaşma artık Türkiye için bağlayıcı olmuştur ve Türkiye’nin işbu anlaşmaya aykırı hareketlerde bulunması uluslararası alanda yaptırımlarla karşılaşacağı anlamına gelmektedir.

Söz konusu anlaşma Ukrayna ile Türkiye arasındaki ithalat, ihracat ve transit ticareti düzenler niteliktedir. Anlaşma 8 Bölüm ve 22 maddeden oluşmakta, Türkiye ile Ukrayna arasındaki demir yolları, feribot tesislerinin ve gemilerin kullanım prensiplerini, yük göndericilerinin ve alıcılarının, gemi sahiplerinin sorumluluklarını ve ortak ilişkilerini düzenliyor. Anlaşmadan Türk ve Ukraynalı gemi sahipleri de yararlanacaktır.

Kombin taşımacılık Ukrayna.

GAZPROM “TÜRK AKIMI”NIN İLK HATTININ İNŞAASINI TAMAMLADI

GAZPROM “TÜRK AKIMI”NIN İLK HATTININ İNŞAATINI TAMAMLADI

2014 yılında Rusya Devlet Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı iki ülke arasındaki ekonomik birliği sağlayacak doğal gaz projesini dile getirdi ve icrasına 2015 Mayıs ayında başlandı. İsmi Türk Akımı Açık Deniz Doğalgaz Boru Hattı olan proje iki aşamadan oluşacaktır – ilki Rusya’dan Türkiye’ye döşenecek olan hat ve ikincisi Türkiye’den Avrupalı müşterilere ulaşacak olan hat.

Peki, Gazprom ‘un bu projesinin önemi nedir?

Sovyetler Birliğinden 1991 yılında ayrılan Ukrayna Avrupa ve Asya arasında kilit bir noktada yer alan gelişmekte olan ve yeni doğmuş bir ülke haline geldi. Bağımsızlığıyla beraber yeni bir politik rejime geçti ve diğer eski Sovyet Bloğu ülkeleri gibi Rusya ile sıkı ilişkiler içerisindeydi.  Bu doğrultuda Rusya’nın doğal gaz ihracatı Ukrayna üzerinden gerçekleşecek şekilde Avrupa’ya ulaşmaktaydı. Doğal gaz fiyatı üzerinde anlaşamayınca 2009 yılında Ukrayna ve Rusya arasında doğal gaz krizi yaşandı ve Türkiye ile bu noktada işbirliği gündeme geldi.GAZPROM ''TÜRK AKIMI''

GAZPROM

Günümüzde projenin ilk adımı olan Rus topraklarındaki borular döşenmiş durumda. 4 Kasım 2017 tarihinde Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesine giriş yapıldı ve Gazprom Yönetim Kurulu başkanı Aleksey Miller “Türk Akımı sayesinde doğalgaz Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya akacak. Bu da Türkiye’nin bölgesel enerji arenasındaki stratejik öneminin çok ciddi oranda artması anlamına gelecek. 2018 başlarında Türkiye’de inşaata başlayabilmeyi bekliyoruz. Hedefimiz 2019 sonunda doğalgaz akışının başlaması” açıklamasını yaptı.

Bu proje nasıl hayata geçecek? Karadeniz’in altından geçerek Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak olan bu proje Rusya’dan Türkiye’ye yılda 15.75 milyar metreküp doğalgaz taşıyacak.

19 milyar dolara mal olan bu projeye Avrupa’dan onay geldi.

Macaristan Dış İşleri bakanı Peter Szijjarto’nun yaptığı açıklamada Macaristan’ın Türk Akımı üzerinden 2019 yılının sonuna doğru gaz temin etmeye başlayacağını belirtti. Szijjarto “Bu proje Macaristan’ın enerji kaynakları ihtiyacının taahhüdünü oluşturacaktır. Bu nedenle bu işbirliğinin bir an önce hayata geçmesi bizim stratejik menfaatlerimizin arasında yer almaktadır.” şeklinde konuştu.

Rusya’nın ekonomisi son yıllarda aleyhinde güdülen mali politikalar nedeniyle etkilenmiş bulunmaktadır ve ruble kuru değer kaybetmiştir. Değişen ABD Başkanının yeni Sekretaryası parlamentodan Rusya hedefli mali yaptırımları ağırlaştıran yasa projesini geçirmeye istekli görünüyor. Öte yandan bu yaptırımların ekonomi dünyasına vereceği zararlardan ötürü endişelerini dile getiren Exxon ve Chevron gibi enerji şirketleri bu yasa tasarısını frenlemiştir. Bu gelişmelerle beraber Gazprom Türkiye’ye kadar uzanacak olan hat çalışmalarını hızlandırarak Beyaz Saray’daki kararsızlıktan istifade etmiştir.

Bütün bunlarla beraber belirtmek gerekir ki Türk Akımı Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayacak tek proje değildir. Slovakya ve Avusturya üzerinden gaz temin edecek Kuzey-2 Akımı projesi de başlangıç aşamasındadır. Yine de bu ekonomik birliğinden Türkiye mali ve siyasi açıdan her şekilde karlı çıkacaktır.

2017’DEKİ DÖViZ KURU OYNAKLIĞINA SEBEP OLAN NEDİR?

Türkiye ekonomisi açısından 2017 yılının en kritik noktası döviz kuru oranlarının hızlı bir şekilde yükselişi ve düşüşü olmuştur. Siyasi  çalkantıların piyasada hareketliliği arttıran veya durduran etkisi aşikâr, fakat Int. Journal of Economics and Financial Issues için yazılan 2015 – 1016 yılı değerlendirmesinde anıldığı gibi Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomide Türk Lirasının Yen, Euro ve Dolar karşısında yıllara uzanan bir düşüş yaşamasının genel sebepleri arasında ayrıca enflasyon oranları, gelir dağılımındaki ücret farkı, faiz oranları vb. sebepler etkili olmaktadır.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın yaptığı açıklamaya göre küresel belirsizliklerdeki artışın ve sermaye akımlarındaki dalgalanmaların Türkiye’de finansal piyasalar ve döviz kuru üzerinde oynaklığa neden olmuştur. Bununla beraber Türkiye’nin 2001 yılında yaşadığı krize bağlı olarak enflasyon oranlarının dünya çapında rekora ulaştığı ve hala en yüksek enflasyon oranına sahip ülkeler arasında yer aldığı da bir gerçek. Bu açıdan bakıldığında döviz kurlarının her sene peş peşe gelen artışı hem siyasi çalkantı ve hükümet değişiklikleri hem de enflasyon ile verilen mücadelenin sonucu olduğunu söylemek mümkün.döviz kuru

döviz

Bu konuda neden net bir açıklama yok?

Literatürdeki görüşler doğrultusunda enflasyon oranının döviz kurlarını etkiyen bir faktör olduğu veya enflasyon oranının döviz kuru tarafından etkilenen bir faktör olduğu konusunda bir görüş birliği bulunmamaktadır. Fakat bu alanda yapılan ampirik çalışmalar ve istatistiksel değerlendirmeler sonucunda bu iki değer arasında bir doğru oran bağıntısının bazı ekonomiler açısından bulunduğu ortaya koyuldu ve bu ilişkiye exchange rate pass-through dendi. Dövizin iç pazara giriş seviyesine bağlı olarak bazı durumlarda zayıf bir içe geçiş olması ile beraber bu ikisinin birbirinden etkilenerek ekonomi hayatında şekillendiği ortada.

Türkiye’nin durumu ise yumuşak bir içe geçişi aşan niteliktedir. Döviz kuru ekonomimizi yakından etkiyen bir faktör. Her gün kullandığımız alış veriş merkezlerinin içindeki dükkânların kira bedellerinin dolar cinsinden olması sunulan mal ve hizmet fiyatlarını doğrudan etkilemesi, Türkiye’de yabancı kaynaklı birçok işverenin bulunup maaş ödemelerinin dolar cinsinden yapılması, yabancı şirketlerin tasarrufunda birçok yerli sermayenin olması ve yurt dışından ithal edilen malların (özellikle günlük ihtiyaçları karşılayan ve yerine konulmayan tüketim malların) çokluğu, kamu ihale sözleşmelerinin yabancı şirketlere verilmesi gibi birçok iktisadi ilişki Türkiye’yi dış piyasaya yaklaştırmakla beraber ondan etkilenmesini de sağlamaktadır.

Merkez Bankası artan döviz kurlarını dengelemek amaçlı para basmak, temel faiz oranlarını değiştirmek şeklindeki iktisadi politika izlemektedir. Bu Murat Çetinkaya’nın yaptığı açıklamadan da anlaşılıyor: “Gelişmeleri yakından takip ederek elimizdeki bütün araçları uygun bir bileşimle ve doğru yerde kullanmaya gayret ediyoruz. Bu doğrultuda yakın dönemde döviz piyasasına dair seçici tedbirler almaya devam ettik. Kasım ayında yabancı para zorunlu karşılık oranlarında yaptığımız indirimle piyasaya döviz likitidesi sağladık. Ayrıca ihracat reeskont kredileri kapsamında yıl sonuna kadar yapılacak olan geri ödemelerin vade uzatımına veya Türk lirası cinsinden yapılabilmesine imkan tanıdık. Buna ek olarak enerji ithalatçısı KİT’lerin döviz talebini kısmen karşılamaya devam ediyoruz. Merkez Bankası olarak para politikası duruşumuz enflasyon görünümüne karşı sıkı döviz likitidesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici niteliğini korumaktadır.”

Peki, Merkez Bankasının bu tutumu olumlu sonuçlar doğuracak mı?

TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği)’ın çıkardığı raporda da bu tutum eleştirilmiş ve son 8 yılda Türkiye’nin kısa vadeli politikalarla çözüm üretmeye çalışmış ve başarılı olamamasından bahsedilmiştir. Merkez Bankası’nın piyasayı dengeleme araçlarını kullanmasının uzun vadede işsizlik oranını arttıracağını daha 50 yıl önce Milton Friedman adında Amerikalı bir iktisatçı belirtmiş ve serbest piyasa teorisini ortaya atmıştır.

Uzun vadede piyasanın arz talep etkileşimiyle kendini dengeleyeceği ve devlet müdahalesinin ortaya çıkardığı işsizlik şeklindeki yan etkinin yaşanmayacağını belirtmiştir. Liberal iktisadi teorisini veya devletçi bir yaklaşımı benimsemek siyasi bir seçim olacağından her ülke kendi iç dengesine bağlı olarak bu finansal politikayı belirlemekte ve biz vatandaşların bize en uygun düşen yaklaşıma bağlı olarak oy gücümüzü kullanarak bu seçime katılmaktayız. Türkiye sözde döviz kurlarını yönetme konusunda serbest piyasa teorisini seçmiş ama özde döviz kurları sıçrayışlarında Merkez Bankası ani çıkışlar yaparak faiz kıskacını kullanmıştır. Sonuç olarak Türkiye’de günümüzün son 2017 yılının değerlendirmesine bağlı olarak işsizlik oranı rekor kırarak %11e ulaşmış durumda. Türk Lirası geçen yıla nazaran dola karşısında %18,9 değer kaybetmiştir. Enflasyon 2014 yılında ulaştığı dünya rekorunda 15nci sıralamadan sonra kısmen de olsa dizginlenmiş durumda. Fakat döviz kuru rekor kırmaya devam etmekte.

Çalışma İzni Nasıl Uzatılır?

Uzatma süresi aşamasında yabancı Şahıs Çalışmaya Devam Eder mi?

Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilmiş olan çalışma iznin uzatılması için; Çalışma iznin bittiği tarihten itibaren, geriye doğru en fazla iki aylık dönem olmak üzere izin süresi bitmeden önce Çalışma Süresi uzatma için başvuruda bulunması gerekmektedir. Çalışma izni sona ermesi durumunda uzatma başvurusu yapılamaz ve kabul edilmez.

Çalışma izni başvurusu ilk başvuru yapıldığı şekilde elektronik ortamda yapılması daha sonra çalışma başvurusu yabancı ve işveren arasında kağıt üzerinde imzalanarak altı iş günü içerisinde şahsen ya da posta yoluyla Bakanlığa teslim edilmesi gerekmektedir.

Çalışma izni uzatma başvurusunda bulunan yabancılar, çalışma süreleri bitiminden itibaren 45 günü geçmemek üzere aynı iş yerinde, aynı meslekte çalışma mahiyeti değişmeden çalışmaya devam edebilirler.

Bu arada geçen süredeki çalışmalar kanuni süreç olarak sayılır ve iş yeri, yabancı ve ilgili mercilerin yükümlülükleri aynen geçerli sayılır.

 Çalışma izinleri için harç ve değerli kağıt bedeli ödenecek midir?

492 Harçlar kanununa göre; yabancılara verilen çalışma izni harca tabidir. Yabancılar çalışma süresine göre, çalışma izni harcı yatırmak zorundalar. Harç tutarları her yıl Resmi Gazetede yeniden değerlendirilerek yayınlanmakta ve harç tutarı, hangi bankaya yatırılacağı Sosyal Güvenlik Bakanlığının Resmi sitesinde yayınlanmaktadır. Bu nedenle her yıl yeniden düzenlenerek bir çalışma izni ve çalışma izni muafiyetinden Değerli Kağıt Bedeli alınmaktadır.

Seyhan Hukuk Bürosu’nun Freytak ve oğulları Hukuk Bürosu ile işbirliği

Seyhan Hukuk Bürosu’nun kurucu ortağı avukat Bülent Seyhan, Moskova’daki Freytak ve Oğulları Yeminli Avukatlar Bürosu ortağı avukat Vadim Vyacheslavovich Bagaturia ile bir tanışma toplantısı yaptı. Bu toplantıda hukuk bürolarımız arasında işbirliği kurmaya karar verildi.

Avukat Vadim Vyacheslavovich Bagaturia Moskova’da doğdu, büyüdü ve okudu. 2003 yılında 70 yıllık tarihi olan bir üniversitenin hukuk diplomasını aldı.
2001 yılından bu yana hukuki deneyim: savcılık, soruşturma komitesi ve kamu kuruluşunda çalıştı. Yeterlilik sınavını başarıyla geçtikten sonra 2011 yılında avukatlık ruhsatını aldı (kişisel sitesinden bilgi).

Freytak ve Oğullar Avukatlık Bürosu Nisan 2008’de ünlü vergi avukatı Nikolai Konstantinovich Freytak tarafından kuruldu.

“F. ve Oğulları” avukatlık bürosunun adresi: Malaya Nikitskaya Cd., 29, Moskova, 121069
Ayrıca Seyhan Hukuk Bürosu’nun Ankara ve İstanbul’daki adreslerini web sitemizin “İletişim” bölümünde bulabilirsiniz.

Seyhan Hukuk Bürosu’nun Ukrayna hukuk firması Rubicon ile işbirliği

Seyhan Hukuk Bürosu’nun kurucu ortağı Av. Bülent Seyhan ve Ukrayna hukuk firması Rubicon ‘un yöneticisi Pavel Nikulin’in işbirliği yapmayı kabul ettiği bir konferans düzenlendi. Bu işbirliğinin ayrıntıları ve koşulları da tartışıldı.

Yeni çözüm ortağımız hakkında kısa bilgi:
Bu kurum, Ukraynalı müvekkillere ve diğer ülkelerden, kendi ülkelerinin yanı sıra yurt dışında da danışmanlık ve avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Pek çok ülkede geniş bir ortak hukuk büroları ağı bulunması nedeniyle, Rubicon Hukuk Bürosu 30’dan fazla ülkedeki yabancı avukatlar, hukukçular ve diğer uzmanlarla birlikte hukuki hizmetler sunabilmektedir. Şirketin daimi yabancı hukukçu ortakları 100’den fazla yabancı hukuk bürosu ve 300’den fazla yabancı serbest avukatlardır. R. Hukuk Bürosu’nun yurt dışındaki ortak avukatların çoğu Rusça konuşan avukatlardır.

Türk vatandaşlığı parasız nasıl alınır?

Türk vatandaşlığı parasız nasıl alınır?

Türk vatandaşlığı almanın birçok yolu vardır (Türk anne-babadan doğmuş olmanın dışında). Yabancılar için Türk vatandaşlığını almanın en hızlı ve en kolay yolu, Türkiye Cumhuriyeti ekonomisine büyük miktarlarda yatırım yapmaktır. Elli ve üzeri Türk vatandaşına istihdam sağlamak, 250 000 ABD Doları ve üzeri değerinde gayrimenkul satın almak, kayıtlı sermayesi 500.000 ABD dolarından fazla olan bir şirket kurmak ve vatandaşlık almanın diğer istisnai yolları.

Ancak, vatandaşlığı başka yollarla da (parasız) edinebilirsiniz. Aşağıda bazıları gösterilmiştir:
  1. Türk vatandaşıyla evlilik. Üç yıl veya daha uzun süre bir Türk vatandaşıyla evli olan bir yabancı vatandaşlık başvurusunda bulunabilir. Evliliğin gerçek olması gerektiğini belirtmek gerekir – bu husus ilgili yetkililer tarafından izlenmektedir.
  2. Türkiye’de resmi olarak işe girmek. Türkiye Cumhuriyeti’nde beş yıl veya daha uzun süreli çalışma izniyle ikamet eden bir yabancı, Türk vatandaşlığına başvurma hakkına sahiptir. Bir yabancıyı işe alabilmek için işverenin Türk hukukunda öngörülen bir takım koşulları yerine getirmesi gerektiğine dikkat etmek gerekir.
    Örneğin, belirli sayıda Türk vatandaşına istihdam sağlamak (resmi olarak çalışacak olan her bir yabancıya karşılık en az beş Türk vatandaşını resmi olarak çalıştırmak). Ayrıca, işveren bir yabancıyı asgari bir ücret karşılığında çalıştıramaz. Bir yabancının maaşı asgari ücretin en az bir buçuk katı olmalıdır (farklı mesleklerin farklı standartları vardır).
  3. Türk üniversitesinde öğrenim görmek. Yabancıların öğrenci ikamet izninde ikamet ettiği yıllar, mezuniyetten sonra daimi ikamet izinlerinden birine (çalışma, aile veya gayrimenkul sahibi olma) geçiş yapmaları durumunda ülkede kalış süresi olarak kabul edilmektedir.
    Toplamda, Türkiye’de ikamet süresi (öğrenci + daimi) beş yıl veya daha fazla olmalıdır.

Aynı şekilde Türkiye’de gayrimenkul satın alarak ve içinde beş yıl ve üzeri süreyle ikamet ederek vatandaşlık başvurusu yapma hakkını kazanılır. Bu, Türk vatandaşlığını parasız edinmenin bir yolu değildir, ancak Türkiye’de uygun bir fiyata bir daire bulmak oldukça mümkündür. Gayrimenkul alımı ile ilgili işlem yapmadan önce hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilir, Seyhan Hukuk Bürosu avukatları bu alanda uzun yıllara dayanan deneyime sahiptir.